- Tümünü Gör
- Altyapı Projeleri & Proje Finansmanı
- Birleşme & Devralmalar
- Banka & Finans
- Enerji & Doğal Kaynaklar
- Gayrimenkul Hukuku
- Rekabet Hukuku
- Uluslararası Ticaret ve Gümrük
- Kişisel Verilerin Korunması
- Genel Şirketler Hukuku
- Uyuşmazlık Çözümü
- Sermaye Piyasaları
- Beyaz Yaka Suçları & Yolsuzlukla Mücadele
- Varlık ve Servet Yönetimi
4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” (“Kanun“), vergi mevzuatından yatırım teşviklerine, teknoloji girişimciliğinden İstanbul Finans Merkezi (“İFM“) rejimine kadar geniş bir alanda önemli değişiklikler getiriyor. Kanun’un genel yaklaşımı; üretim ve ihracatın desteklenmesi, Türkiye’ye nitelikli insan kaynağı ve sermaye çekilmesi ile yatırım ortamının uluslararası ölçekte daha rekabetçi hale getirilmesi yönünde şekilleniyor.
Teknogirişim Şirketleri ve Paya Dönüştürülebilir Borç Sözleşmeleri
Teknogirişim şirketlerinde çalışanlara uygulamada ESOP ve benzeri çalışan pay planları yoluyla bedelsiz veya indirimli olarak verilen pay senetlerine ilişkin gelir vergisi istisnasının üst sınırı, yıllık brüt ücretin iki katına çıkarılıyor; tam vergisizlik için gereken elde tutma süresi ise fiilen on iki yıldan altı yıla iniyor.
Bunun yanında, teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayalı şarta bağlı sermaye artırımlarında Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmayacak. Düzenleme, uygulamada SAFE ve convertible note gibi erken aşama yatırım araçlarına benzer yapıların kullanımını kolaylaştırabilecek nitelikte.
İstanbul Finans Merkezi Teşvikleri Daha Kapsamlı ve Uzun Vadeli Hâle Geldi
Kanun, İFM rejiminde personel gelir vergisi avantajının kapsamını genişletiyor; daha önce yalnızca finansal kuruluşlara tanınan bu avantaj artık İFM’deki tüm katılımcıları kapsıyor. Ayrıca İFM’de finansal faaliyette bulunan kuruluşlara uygulanan ve daha önce 2031 sonunda dolacak olan %100 kurumlar vergisi indiriminin süresi 2047 yılına uzatılıyor; finansal faaliyet harçlarına ilişkin muafiyet süresi ise beş yıldan yirmi yıla çıkarılıyor. Bu değişiklikler, İFM’nin yalnızca geleneksel finans kuruluşları için değil, fintech şirketleri, teknoloji şirketleri ve uluslararası hizmet merkezleri bakımından da daha cazip bir yapı haline getirilmesine yönelik politika yaklaşımını ortaya koyuyor.
Nitelikli Hizmet Merkezi: Yeni Bir Yapı
Kanun ile Türk hukukuna ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” kavramı ekleniyor. Düzenleme Türkiye’yi bölgesel bir merkeze dönüştürmeyi amaçlarken, çok uluslu şirket gruplarına Türkiye’den yönetim, finans, teknoloji, insan kaynakları, veri analitiği ve benzeri destek hizmetleri sunan bölgesel hizmet merkezlerini hedefliyor.
Bu merkezlerde çalışan belirli personelin ücretlerinin bir kısmı gelir vergisinden istisna tutulurken, merkezlerin yurt dışından elde ettiği kazançların önemli bölümü için de yirmi hesap dönemi boyunca kurumlar vergisi avantajı öngörülüyor. En önemli koşullardan biri ise söz konusu grup şirketlerinin en az 3 ülkede faaliyet göstermesi ve bu merkezlerin yıllık hasılatının en az %80’inin yurt dışındaki ilişkili şirketlerden gelmesi. İFM’de veya belirli endüstri bölgelerinde faaliyet gösteren merkezler bakımından daha kapsamlı teşvikler uygulanabilecek.
Yeni Varlık Barışı
Kanun ile yeni bir varlık barışı mekanizması getiriliyor. Yurt dışındaki para, döviz, altın ve menkul kıymetler 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilerek Türkiye’ye getirilebilecek ve milli ekonomiye kazandırılacak. Uygulanacak vergi oranı, varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulma süresine bağlı olarak (eskiden %1 ila %3 arasında iken) yeni düzenleme ile %0 ile %5 arasında değişiyor. Düzenleme kapsamında bildirilen varlıklar bakımından belirli şartların sağlanması halinde vergi incelemesi ve tarhiyat koruması da öngörülüyor.
Üretim ve İhracat Teşvikleri
Kanun ayrıca üretim ve ihracat faaliyetlerine yönelik kurumlar vergisi avantajlarını genişletiyor. Buna göre, sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyeti yürüten kurumların üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı -eski düzenlemede 1 puanlık indirimle fiilen %24 iken- %12,5 olarak uygulanacak. İhracat yapan imalatçıların ihracat kazançları için oran %9’a, diğer ihracatçı kurumlar bakımından ise %14’e indiriliyor (bu kazançlara eski düzenlemede 5 puanlık indirim uygulanıyor, oran fiilen %20 olarak düzenleniyordu). İlgili düzenlemeler 2027 vergilendirme döneminden itibaren uygulanacak.
Yurt Dışından Elde Edilen Kazançlara Yirmi Yıllık İstisna
Kanun’un en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, Türkiye’ye nitelikli insan kaynağı çekmeyi amaçlayan yeni gelir vergisi istisnası. Buna göre, Türkiye’ye yerleşmeden önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar, Türkiye’ye yerleşmelerini takip eden yirmi yıl boyunca gelir vergisinden istisna olacak. Ayrıca istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla intikaller bakımından %1 oranında veraset vergisi uygulanacak.
Diğer Düzenlemeler
Kanun ayrıca, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından elde edilen transit ticaret kazançlarına tanınan indirim oranını %95’e; İFM ve ilgili endüstri bölgeleri bakımından ise %100’e yükseltiyor. Bu indirimlerin yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından düşülebilmesine de imkân tanınıyor. Teknoloji geliştirme bölgelerinde kuluçka girişimcisi statüsündeki kişilerin “Dijital Şirket” olarak kuracağı şirketler oda kayıt ücretinden ve üç yıl boyunca oda aidatından muaf tutuluyor. Kamu borçlarının tecilinde ise azami taksit süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil sınırı ise 50.000 TL’den 1.000.000 TL’ye çıkarılıyor.
Genel Değerlendirme
7582 sayılı Kanun; teknoloji girişimciliği, uluslararası yatırım yapıları ve bölgesel hizmet merkezleri bakımından yeni teşvik mekanizmaları getirirken, İFM rejiminin kapsamını da önemli ölçüde genişletiyor. Özellikle çalışan pay teşvikleri, paya dönüştürülebilir finansman araçları ve nitelikli hizmet merkezi rejimi; startup’lar, yatırımcılar ve Türkiye’de bölgesel yapılanma planlayan uluslararası gruplar açısından yakından değerlendirilmesi gereken gelişmeler arasında yer alıyor.
Düzenlemelerin pratik etkisi ise büyük ölçüde ikincil mevzuat ve uygulama esaslarının şekillenmesiyle netleşecek.