- Tümünü Gör
- Altyapı Projeleri & Proje Finansmanı
- Birleşme & Devralmalar
- Banka & Finans
- Enerji & Doğal Kaynaklar
- Gayrimenkul Hukuku
- Rekabet Hukuku
- Uluslararası Ticaret ve Gümrük
- Kişisel Verilerin Korunması
- Genel Şirketler Hukuku
- Uyuşmazlık Çözümü
- Sermaye Piyasaları
- Beyaz Yaka Suçları & Yolsuzlukla Mücadele
- Varlık ve Servet Yönetimi
09.08.2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’te turizm yatırımcılarını yakından ilgilendiren bir değişiklik yapıldı. Söz konusu değişiklik ile, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından uygun görülecek kıyı ve sahil şeritleri ile bu alanlar üzerinde yapılması zorunlu ticari ünitelerin, hasılat ve/veya gelirden pay alınması karşılığında belirli kamu kurum ve kuruluşlarına ve bunların iştiraklerine protokol ile kiraya verilebilmesine imkân tanınmıştır.
Değişiklikten önce, kıyı mevzuatına ve onaylı imar planına uygun düzenleme yapılması kaydıyla, sırasıyla ilgili büyükşehir belediyelerine, belediyelere veya mahalli idare birliklerine tahsis yapılabilmekteydi. Yeni fıkra ise bu rejimin yanına, Bakanlık teşkilatına ve iştiraklerine yönelik bir kiralama usulü eklemiştir. Değişiklik, belediyelere ve diğer mahalli idarelere izin verilmesine ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırmamıştır. Aynı alanlar için artık yan yana iki usul bulunmakta olup hangisinin izleneceği Bakanlığın tercihine bırakılmıştır.
Düzenlemenin özel sektörü ilgilendiren asıl yönü ise şudur: kiralamanın amacı, söz konusu alanların bakım, onarım, güvenlik, temizlik ve benzeri işletme uygulamalarının yürütülmesinin sağlanması olarak düzenlenmiştir. Buna göre, hükme eklenen fıkradaki “ve benzeri” ibaresi, kapsamı önemli ölçüde genişletirken, “yürütülmesini sağlamak” ifadesi kiracı kuruluşu bu işleri bizzat gören değil, görülmesini temin eden konuma yerleştirecek şekilde yorumlanabilir. Böylece bakım, onarım ve güvenlik gibi işlere ilaveten “benzeri işletme uygulamalarının” da söz konusu protokol kapsamında 3. kişi veya kuruluşlar vasıtası ile gördürülebileceği yorumu yapılabilir. Zira değişiklik, yeni fıkra kapsamındaki kiralamalarda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nda düzenlenen ihale usullerinin işletilip işletilmeyeceği hususuna da açık bir cevap vermemektedir.
Bu itibarla, kıyı ve sahil şeritlerinde hâlihazırda kira veya işletme ilişkisi bulunan işletmecilerin, muhatabın değişmesi ihtimalini gözeterek sözleşmelerinin süre, sona erme ve yenilenme koşullarını gözden geçirmesi yerinde olacaktır. Yeni yatırım planlayanlar bakımından ise ilişkinin hangi usul üzerinden kurulacağının, protokolde alt işletmeye ilişkin nelerin öngörüldüğünün ve pay yapısının sürecin başında netleştirilmesi önem taşımaktadır.