Rekabet ve Uluslararası Ticaret.

2026 · İkinci Çeyrek
Çeyreklik Bülten
2026 · İkinci Çeyrek

Bu Sayıda

Rekabet ve Uluslararası Ticaret

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni’nin bu sayısı, bültenin iki bölümünü bir araya getiriyor. Rekabet bölümünde, Rekabet Kurulu’nun 2026 yılının ikinci çeyreğinde kamuoyuyla paylaşılan on bir kararı ve duyurusu ele alınıyor: birleşme ve devralma ile ortak kontrol değerlendirmeleri, taahhütlerle sağlanan koşullu izinler, gıda sektöründe uygulanan geçici tedbirler, iş gücü piyasasında bilgi değişimi, dijital platformların taahhütleri ve devam eden bir kartel dosyasının ceza soruşturması boyutu. Ticaret bölümünde ise beş uluslararası gelişme ile çeyreğin ticaret politikası savunma araçları yer alıyor.

Her başlık kendi içinde özetlenmiş, ilgili olduğu yerlerde ilgili kural ya da mekanizmayı açıklayan bir Faydalı Bilgi notuyla tamamlanmıştır. Dipnotlarda, ele alınan her dosyaya ilişkin karar tarihi ve sayısı yer almaktadır.

Hergüner Bilgen Üçer Avukatlık Ortaklığı

  1. Rekabet
  2. 01İşlemin Hukuki Sebeple Geri Alınma İhtimali Rekabet Kurulu’nun İncelemesini Engellemez: Getir Araç – Tiktak İşleminde Kurucu Hissedarın İYUK Başvurusu Reddedildi
  3. 02Ortak Kontrol ve Azınlık Haklarının Korunması Arasındaki İnce Sınır Kurul’un Bain Capital/Kohlberg/KPCI Kararında Yeniden Test Edildi!
  4. 03Kurul, Caba Çimento’nun Titan Tarafından Devralınmasına İzin Verdi
  5. 04Borusan/CEVA Devralmasında Rekabetçi Endişeler Taahhütlerle Giderildi!
  6. 05Dizi Yapımcılarına İş Gücü Piyasasında Rekabete Hassas Bilgi Değişimi Nedeniyle Para Cezası: Sektör Yapısal Müdahalelerle Düzenlenecek!
  7. 06Rekabet Kurulu Yeşil Işık Yaktı: Threads Türkiye’ye Geri Döndü!
  8. 07Dijital İçerik Platformlarının Taahhütleri Kabul Edildi
  9. 08Beyaz Et Dosyasında Ceza Soruşturması Boyutu
  10. 09Dolap ve Stantlar Rakiplere Açılıyor: Rekabet Kurulu’nun Unilever/Magnum, Coca-Cola ve Haribo Kararları
  11. 10Cargill’in PNS’yi Devralmasına Koşullu İzin: Rekabetçi Endişeler Davranışsal Taahhütlerle Giderildi!
  12. 11TROY’un Aktif İşbirliği Başvurusuna İlişkin Yeniden Değerlendirme Talebi Reddedildi!
  13. Uluslararası Ticaret
  14. 12DTÖ Paneli, Türkiye’nin Çin’den İthal Edilen Elektrikli Araçlara Yönelik Kısıtlamalarına Yönelik Karar Verdi
  15. 13Rusya, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na Karşı DTÖ Paneli Talep Etti
  16. 14AB’nin ABD’ye İhracatı Tarifeler Nedeniyle Baskı Altında Kalmaya Devam Ediyor
  17. 15Rusya, Dış Lastik İthalatına İlişkin AEB Korunma Önlemi Soruşturmasını DTÖ’ye Bildirdi
  18. 16Küresel Mal Ticareti, Jeopolitik Gelişmelere Rağmen 2026’nın İlk Çeyreğinde Dayanıklılığını Koruyor
  19. 17Ticaret Politikası Savunma Araçları
Rekabet
Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 01

İşlemin Hukuki Sebeple Geri Alınma İhtimali Rekabet Kurulu’nun İncelemesini Engellemez: Getir Araç – Tiktak İşleminde Kurucu Hissedarın İYUK Başvurusu Reddedildi

Rekabet Kurulu (“Kurul”), Mubadala Investment Company PJSC (“Mubadala”) tarafından kontrol edilen Getir Araç Dijital Ulaşım Çözümleri Ticaret AŞ’nin (“Getir Araç”) tek kontrolünün Tiktak Yeni Nesil Ulaşım Çözümleri ve Araç Kiralama AŞ (“Tiktak”) tarafından devralınmasına izin veren kararının, Getir’in kurucusu Mehmed Nazım Salur (“Başvurucu”) tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 11. maddesi kapsamında geri alınması/kaldırılması talebini inceledi ve talebin reddine oybirliğiyle karar verdi1.

Ne Olmuştu?

Getir’in yeniden yapılandırılması kapsamında 15.06.2024 tarihinde Mubadala, Getir B.V. ve Başvurucu arasında bir sözleşme imzalanmıştı. Kurul da bu işleme 19.09.2024 tarihinde izin vermişti2. Söz konusu yapılandırma kapsamında Getir'in ana faaliyet alanlarını oluşturan market ve yemek iş kolunun çoğunluğu ve kontrolü Mubadala’ya bırakılmış; Getir Araç, Getir Teknolojik Hizmetler A.Ş. (“Getir Finans”), Getiriş Danışmanlık ve Ticaret A.Ş. (“Getir İş”) ile Bitaksi Mobil Teknoloji A.Ş. (“BiTaksi”) üzerindeki çoğunluk hisseleri ve kontrol ise Mehmed Nazım Salur'da kalmıştı.

Başvurucuya göre Mubadala, 30.12.2024 tarihli bir mektupla bu paylaşım düzeninden caydığını bildirmiş ve söz konusu iştiraklerdeki azınlık paylarının "sıfırlanarak" Mubadala mülkiyetine geçirileceğini açıklamıştı. Bunun üzerine Başvurucu, kurucuların yönetimden uzaklaştırılmasına ilişkin olarak Getir Perakende, Getir İş, Getir Finans ve Getir Araç bünyesinde 31.01.2025 ile 11.06.2025 tarihleri arasında yapılan genel kurullara karşı ilgili şirketler aleyhine yokluk davaları açmış; ayrıca Getir BV'nin Getir Perakende'deki paylarının Mubadala'ya devri işlemine ilişkin olarak Hollanda mahkemeleri önünde de bir dava süreci başlatmıştı3.

Bu süreç devam ederken Kurul, 18.09.2025 tarihli kararıyla halihazırda Mubadala tarafından tek kontrol edildiği Kurul tarafından da tespit edilen Getir Araç’ın tek kontrolünün Tiktak tarafından devralınmasına izin vermişti. Bunun üzerine Başvurucu, Kuruma yaptığı başvuruyla söz konusu birleşme izninin İYUK'un 11. maddesi uyarınca geri alınmasını veya kaldırılmasını talep etmişti.

Başvurucu Ne İddia Etti?

Başvurucu ilk olarak, Getir Araç'ın Mubadala’nın tek kontrolünde olduğu tespiti ile Tiktak’a devrine Kurul tarafından izin verilmesinin, Mubadala ile arasında süregelen ve Getir Araç’ın kontrolünün Mubadala tarafından devrinin geçersizliğine ilişkin sözleşmesel uyuşmazlığı fiilen meşrulaştırdığını, kurucu sıfatından kaynaklanan hak ve menfaatlerini ihlal ettiğini ve Başvurucu tarafından Türkiye ve Hollanda'da Mubadala’ya karşı yürütülen ve Getir Araç’ın üzerindeki kontrol yapısını da belirleyebilecek olan hukuki süreçleri etkisiz bırakacağını savundu.

İkinci olarak ise Kurul'un ilgili ürün pazarını hatalı tanımladığını ileri sürdü. Başvurucu’ya göre pazar, “saatlik ve dakikalık araç kiralama (araç paylaşımı)” şeklinde dar tanımlanmalı; bu hizmet taksi hizmetleri veya geleneksel kısa dönem araç kiralama hizmetleriyle aynı pazarda değerlendirilmemeliydi. Böyle bir pazar tanımı benimsendiğinde ise Getir Araç ile Tiktak'ın birlikte hâkim duruma geleceği ve işlemin rekabeti önemli ölçüde azaltacağı iddia edildi.

Kurul Nasıl Değerlendirdi?

Kurul, ilk iddia bakımından İYUK’un 11. maddesi kapsamında Kurum’a yapılan başvurunun esasen Başvurucu ile Mubadala arasındaki sözleşmesel uyuşmazlıktan kaynaklandığını belirtti. Rekabet Kurumu'nun görevinin, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkilerini veya bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkları değerlendirmek olmadığını; yoğunlaşma kontrolü incelemesinin yalnızca bildirilen işlemin rekabet hukuku bakımından etkileriyle sınırlı olduğunu vurguladı. Bu nedenle, sözleşmesel ihtilaflara ilişkin iddiaların Kurul’un yoğunlaşma analizi sonucunda verdiği izninin yeniden değerlendirilmesini gerektirmediği sonucuna ulaştı.

Kurul, ilgili ürün pazarı bakımından ise kısa dönem araç kiralama hizmetlerinin teknolojiyle birlikte hızla gelişen ve dönüşen bir pazar olduğuna dikkat çekti. Saatlik ve dakikalık kiralama hizmetlerinin geleneksel araç kiralama hizmetlerinden tamamen ayrı değerlendirilmesini gerektirecek yeterli gerekçe bulunmadığını; bu nedenle tarafların faaliyetlerinin “kısa dönemli araç kiralama” pazarı kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Ayrıca pazarda faaliyet gösteren çok sayıda güçlü rakip ve sektörün dinamik yapısı dikkate alındığında, işlemin rekabeti önemli ölçüde azaltacak veya hâkim durum yaratacak nitelikte olmadığı sonucuna vardı.

Sonuç olarak Kurul, başvurucunun ileri sürdüğü gerekçelerin, önceden verilmiş izin kararının İYUK'un 11. maddesi kapsamında geri alınmasını, kaldırılmasını veya değiştirilmesini gerektirmediğine karar verdi.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 02

Ortak Kontrol ve Azınlık Haklarının Korunması Arasındaki İnce Sınır Kurul’un Bain Capital/Kohlberg/KPCI Kararında Yeniden Test Edildi!

Kurul, Bain Capital Investors, LLC (“Bain”) ile Kohlberg & Co., L.L.C. (“Kohlberg”) tarafından KPCI Holdings Limited (“KPCI”) üzerinde ortak kontrol tesis edilmesi işlemine oybirliğiyle izin verdi4.

İşlem, küresel düzeyde klinik araştırma, ticari ambalajlama ve kullanıma hazır ilaçların sözleşmeli geliştirilmesi ile üretimi (CDMO) alanlarında faaliyet gösteren KPCI’nın Bain ve Kohlberg’in ortak kontrolüne geçmesini öngörüyordu. Kurul, işlemin 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ (“2010/4 sayılı Tebliğ”) kapsamında bir devralma niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirirken, ortak kontrolün varlığı ile KPCI’nın tam işlevsel bir ortak girişim niteliği taşıyıp taşımayacağını inceledi.

Ortak kontrol bakımından Kurul, KPCI yönetim kurulunun kararlarını basit çoğunlukla almasına rağmen bağımsız üyeler hariç en az bir Bain ve bir Kohlberg üyesinin onayının aranması ile birlikte yıllık iş planı ve bütçenin onaylanması başta olmak üzere stratejik konuların yönetim kurulunun kararına bağlandığını tespit etti. Bu çerçevede stratejik kararlar üzerindeki belirleyici etkinin Bain ve Kohlberg tarafından ortaklaşa kullanıldığı değerlendirildi.

Kurul ayrıca, diğer hissedarlardan Mubadala Investment Company PJSC’ye (“MIC”) tanınan hakların ortak kontrol sonucunu doğurup doğurmadığını da değerlendirdi. Yönetim kurulu toplantı yeter sayısı kural olarak bir MIC üyesinin katılımını gerektirse de, MIC üyesinin katılmaması hâlinde toplantının beş iş günü ertelenmesi ve yeniden yapılacak toplantıda MIC’in bulunmasının aranmaması nedeniyle bu hakkın MIC’e kararları sürekli biçimde engelleme imkânı vermediği sonucuna varıldı. Genel kurulda Bain, Kohlberg ve MIC’in önceden yazılı onayını gerektiren “Saklı Konular” ise salt yatırıma ilişkin koruma mekanizmaları olarak nitelendirilirken; bunların stratejik veya kontrol yetkisi veren konuları kapsamadığı değerlendirildi.

Kararda öne çıkan bir diğer değerlendirme ise CEO atamasına ilişkindir. MIC’in onayı yalnızca kapanışı izleyen ilk on sekiz ay boyunca, mevcut CEO’nun görevden alınması ve/veya yerine yenisinin atanması bakımından aranmakta; bu sürenin ardından diğer iki hissedar grubu MIC’in onayı olmaksızın da CEO atayabilmektedir. Kurul, süre bakımından sınırlı ve tek bir konuya özgülenmiş bu onay hakkının MIC’e KPCI üzerinde kontrol yetkisi vermediği sonucuna ulaştı ve yönetim kurulu başkanının ikinci ya da belirleyici bir oya sahip olmamasını da gözeterek, belirleyici etkinin yalnızca Bain ve Kohlberg’de toplandığını değerlendirmesini değiştirmedi.

Tam işlevsellik bakımından ise Kurul, KPCI’nın hâlihazırda faaliyet gösteren mevcut bir teşebbüs olduğuna işaret ederek; Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz ve yerleşik içtihat doğrultusunda faal, mevcut bir teşebbüs üzerinde ortak kontrol tesisinin tam işlevsellik kriteri ayrıca aranmaksızın bir yoğunlaşma teşkil edeceğini vurguladı ve yalnızca ciro eşiklerinin aşılması nedeniyle işlemin izne tabi olduğuna hükmetti.

Esasa ilişkin incelemede ise tarafların Türkiye’deki faaliyetleri arasında yatay veya dikey etkilenen bir pazar bulunmadığı tespit edildi. Bain’in kontrolündeki STADA ve Arxada ile KPCI arasında CDMO alanında küresel bir örtüşme bulunsa da STADA ve Arxada’nın ilaç etkin maddeleri (API), KPCI’nın ise bitmiş doz ilaçlar (FDP) alanında faaliyet göstermesi nedeniyle Türkiye’de yatay bir örtüşmenin bulunmadığı değerlendirildi. Bu nedenle işlemin hâkim durum yaratmayacağı ve ortak girişim tarafları arasında koordinasyon riskine yol açmayacağı sonucuna varılarak işleme herhangi bir şart veya taahhüt aranmaksızın oybirliğiyle izin verildi.

Faydalı Bilgi

Bir ortak girişimin 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında yoğunlaşma sayılabilmesi kural olarak hem ortak kontrolün varlığını hem de ortak girişimin tam işlevsel (bağımsız iktisadi varlık) olmasını gerektirir. Ancak ortak kontrol hâlihazırda faal bir teşebbüs üzerinde tesis ediliyorsa, piyasada yapısal bir değişiklik doğacağından, tam işlevsellik kriteri ayrıca aranmaksızın işlem yoğunlaşma olarak nitelendirilecektir.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 03

Kurul, Caba Çimento’nun Titan Tarafından Devralınmasına İzin Verdi

Kurul, Caba Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ (“Caba Çimento”) ile iştiraklerinin tek kontrolünün Salentijn Properties 1 B.V. (“Salentijn”) aracılığıyla nihai olarak Titan Cement International S.A. (“TCI”) tarafından devralınması işlemine oybirliğiyle izin verdi5.

İşlem, Balyen Ailesi tarafından tek kontrol edilen Caba Çimento ve iştiraklerinin tek kontrolünün, Salentijn Properties 1 B.V. aracılığıyla nihai olarak TCI tarafından devralınmasını öngörüyordu. Devralma kapsamında Marmara Bölgesi'nde klinker ve çimento üretimi yapan TRAÇİM ile demir yolu yük taşımacılığı faaliyetinde bulunan AGT Gıda da TCI bünyesine katılacaktı. TCI ise gri çimento ve puzolan üretimi yapan iştiraki Titan Çimento Beton San. ve Tic. AŞ ("Titan Çimento", eski adıyla Adoçim Marmara) aracılığıyla ağırlıklı olarak Tekirdağ ve çevresinde faaliyet gösteriyordu. Kurul, işlemden etkilenen ürün pazarlarını “gri çimento”, “klinker”, “puzolan” ve “demir yolu ile çimento taşımacılığı” olarak belirledi. Coğrafi pazar bakımından ise Kurul, çimentonun bölgesel niteliği nedeniyle tarafların tesisleri merkez alınmak suretiyle önce 250 km ve 150 km yarıçaplı alanlar oluşturdu; ardından kendi geliştirdiği “%10 Kriteri Yöntemini” uyguladı. Bu analiz sonucunda devre konu TRAÇİM’in tüketimi karşılama oranının %10’u aştığı illerin İstanbul, Tekirdağ ve Kırklareli olduğu, devralan Titan Çimento bakımından bu oranı aşan bir ilin bulunmadığı; dolayısıyla tarafların satışlarının hiçbir ilde çakışmadığı tespit edildi. Bu doğrultuda gri çimento pazarı bakımından İstanbul, Tekirdağ ve Kırklareli; klinker için “Marmara Bölgesi ve çevresi”; puzolan ve demir yolu ile çimento taşımacılığı için ise Türkiye geneli coğrafi pazar olarak belirlendi. Kurul ayrıca taraflar arasında gri çimento pazarında yatay; klinker, puzolan ve demir yolu ile çimento taşımacılığı pazarlarında ise üst-alt pazar ilişkisinden kaynaklanan dikey örtüşme bulunduğunu değerlendirdi.

Yatay Etkiler

Yatay etkiler bakımından Kurul, %10 Kriteri Yöntemiyle tarafların satışlarının aynı il bazında çakışmadığını; birleşik teşebbüsün paylarının sınırlı kaldığını ve pazarda çok sayıda güçlü rakibin faaliyetini sürdürdüğünü belirtti. Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’da birleşik payın %20’nin altında kalması hâlinde rekabetçi endişe varsayılmayacağı öngörülmekte olup, satışların yoğunlaştığı İstanbul ilinde birleşik pay bu eşiğin altında kaldı.

Tekirdağ'da ise birleşik teşebbüsün pazar payı %20'nin üzerine çıkarken, HHI değeri işlem öncesi yaklaşık 2.296'dan işlem sonrası yaklaşık 2.838'e yükselerek 541 puan arttı. Buna rağmen Kurul; AKÇANSA, ÇİMENTAŞ ve LİMAK gibi güçlü rakiplerin varlığı, sektördeki yaygın atıl kapasite (birleşik teşebbüsün üretim kapasitesinin üçte birinden fazlası dâhil), müşterilerin düşük maliyetle tedarikçi değiştirebilmesi, sözleşmelerin kısa süreli olması ve pazar araştırmasında müşteri ile rakiplerden rekabetçi endişe ortaya koyan görüşler alınmamasını birlikte değerlendirerek, işlemin etkin rekabeti önemli ölçüde zayıflatmayacağı sonucuna ulaştı.

Klinker pazarında ise devralanın bildirim tarihi itibarıyla üretim/satış faaliyetinin bulunmaması ve TRAÇİM klinkerinin neredeyse tamamının iç tüketime yönelik olması nedeniyle yatay örtüşme tespit edilmedi.

Dikey Etkiler

Dikey örtüşmeler bakımından Kurul, Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz’undaki %25 eşiğini esas aldı. Üç dikey ilişkide de birleşik teşebbüsün paylarının bu eşiğin altında kaldığı; üst pazar satışlarının sınırlı, ilgili pazarların çok oyunculu olduğu ve müşteri ya da girdi kısıtlaması riskinin doğmadığı belirtilerek dikey ilişkiler yönünden de rekabetçi endişe görülmediği ifade edildi.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 04

Borusan/CEVA Devralmasında Rekabetçi Endişeler Taahhütlerle Giderildi!

Lojistik ve tedarik zinciri alanında faaliyet gösteren Borusan Tedarik Zinciri Çözümleri ve Teknoloji A.Ş.’nin (“Borusan Tedarik”) CMA CGM S.A. tarafından kontrol edilen CEVA Corporate Services (“CEVA”) tarafından devralınması işlemine taraflarca sunulan taahhütleri bağlayıcı hâle getirerek koşullu olarak izin verdi6.

Kurul, yaptığı değerlendirmeler sonucunda işlemin piyasada etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasına yol açabilecek rekabetçi endişeler doğurduğunu tespit etmiştir. Bu rekabetçi endişeler çerçevesinde, CEVA tarafından sunulan aşağıdaki taahhütlerin, işlemin yol açacağı rekabet sorunlarını gidermeye elverişli, kısa sürede yerine getirilebilir ve etkili şekilde uygulanabilir olduğunu değerlendiren Kurul, devralma işlemine izin verildi:

Mevcut Sözleşmelerin Korunmasına Yönelik Taahhütler:

  • Mevcut müşterilerle akdedilmiş sözleşmeler, işlemin tamamlanmasını takiben bir yıl boyunca mevcut hüküm ve koşullarla aynen yürürlükte kalacaktır7.
  • Fiyat artışları mevcut sözleşmede belirtilen sınırları aşamayacaktır.

Müşteri Geçişi ve Fesih Haklarına İlişkin Taahhütler

  • Sağlayıcı değiştirmek isteyen müşterilere, talep etmeleri halinde ve 31.12.2025 tarihinden önce başka bir sağlayıcıyla sözleşme yaptıklarını yazılı olarak bildirmeleri şartıyla 12 aylık geçiş dönemi boyunca hizmet sunulacaktır. Ayrıca 31.12.2025 tarihine kadar sözleşmesi sona eren müşteriler bakımından da 12 aylık geçiş dönemi hizmeti sağlanacaktır.
  • Geçiş süresi boyunca mevcut sözleşme koşullarında hizmet sunulmaya devam edilecek, mevcut yazılım entegrasyonları sürdürülecek ve veri aktarımı kolaylaştırılacaktır
  • Mevcut sözleşmelere ve işlemin tamamlanmasını takiben bir yıl içinde akdedilecek yeni sözleşmelere en az 3 aylık bildirim süresine tabii fesih hakkı eklenecek; bu hakkın kullanılması halinde geçiş dönemi hizmetleri sağlanacaktır.
  • Mevcut müşteri sözleşmeleri bu doğrultuda revize edilerek işlemin tamamlanmasını takiben 120 gün içinde Rekabet Kurumuna tevsik edilecektir.

Rakiplere Erişim ve Pazarda Dışlayıcılığın Önlenmesine Yönelik Taahhütler:

  • Rakip firmalar, talep etmeleri halinde, adil, makul ve ayrımcı olmayan şartlar ve fiyatlarla dağıtım ağına erişebilecektir.
  • 2 yıl boyunca müşterilere, farklı lojistik hizmetleri birlikte alma zorunluluğu getirilmeyecektir.

Şeffaflık ve Denetim:

  • Taahhütler işlemin tamamlanmasını takiben hem müşterilere hem de kamuoyuna duyurulacaktır.
  • Bağımsız denetçi, işlemin tamamlanmasını takip eden 30 gün içerisinde atanacak, 2 yıl boyunca taahhütlerin uygulanmasını izleyecek ve 6 aylık periyotlar ile uyum raporu hazırlayacaktır.

Faydalı Bilgi

Kurul’un taahhütlere bağlı koşullu izin kararı vermesi halinde ancak taahhütlerin belirlenen sürede tam ve gereği gibi yerine getirilmesi hâlinde Kurul’un izin kararı hukukî geçerliliğini korur. Aksi hâlde Kurul’un izin kararı geçersiz hâle gelir ve buna bağlı yapılan tüm işlemler de sakatlanır.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 05

Dizi Yapımcılarına İş Gücü Piyasasında Rekabete Hassas Bilgi Değişimi Nedeniyle Para Cezası: Sektör Yapısal Müdahalelerle Düzenlenecek!

Rekabet Kurulu, Ay Sanat Prodüksiyon ve Yapım AŞ (“Ay Yapım”) ile Med Yapım Televizyon ve Filmcilik AŞ’nin (“Med Yapım”) çalışan ücretlerine ve zam oranlarına ilişkin güncel ve rekabete hassas bilgileri karşılıklı olarak paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un (“Kanun”) 4. maddesini ihlal ettiğine karar verdi.8 Uzlaşma usulü sonucunda Kurul, %25 indirimle Ay Yapım’a ve Med Yapım’a idari para cezası uygulayarak soruşturmayı bu iki teşebbüs bakımından sonlandırdı.

Ne Oldu?

Dosya ilk olarak dizi yapım ve dağıtım sektörüne ilişkin rekabet endişeleri kapsamında başladı. Soruşturmanın bir ayağında, Ay Yapım ile Med Yapım’ın ortak girişimi niteliğindeki MA Distribution Televizyon ve Filmcilik AŞ (“Madd”) üzerinden Türk dizilerinin yurt dışına ortak dağıtımından kaynaklanan rekabet sorunları ele alındı ve bu kısım tarafların sunduğu yapısal ve davranışsal taahhütlerle sonuçlandı.9 Buna karşılık aynı dosya kapsamında yürütülen incelemede, iki yapım şirketi arasında iş gücü piyasalarına ilişkin rekabete hassas bilgi değişimi de tespit edildi ve bu inceleme kısmi olarak uzlaşma süreci sonunda para cezası ile sonuçlandırıldı. Bu açıdan karar, aynı soruşturmada farklı rekabet sorunlarının farklı usul araçlarıyla çözümlenmesine örnek teşkil ediyor.

Kurul Nasıl Bir Değerlendirme Yaptı?

Kurul’un iş gücü tarafındaki değerlendirmesinde, dizi yapım sektöründe çalışanlara ilişkin ücret ve zam oranı bilgilerinin rekabet hukuku bakımından hassas nitelik taşıdığını tespit etti. Bu kapsamda senarist, oyuncu, teknik ekip ve yönetim personeli gibi çok sayıda uzmanlaşmış iş gücü unsurunu içeren bu sektörde insan kaynağı önemli bir rekabet parametresi oluşturuyor. Bu nedenle rakip yapım şirketleri arasında çalışan maliyetlerine ilişkin güncel bilgi paylaşımı, teşebbüslerin bağımsız karar alma süreçlerini zayıflatabilecek ve ücretlerin rekabetçi düzeyde oluşmasını bozabilecek bir davranış olarak değerlendirildi.

Kuurl’un değerlendirmelerinde belirleyici olan delil, yapılan yerinde inceleme sırasında elde edilen bir WhatsApp yazışması oldu. Kurul, bu yazışmayı çalışan ücretlerine yapılacak zam oranı gibi doğrudan rekabet parametrelerini ilgilendiren güncel ve stratejik bilgilerin rakip teşebbüsler arasında paylaşılması olarak değerlendirdi. Taraflar ise savunmalarında,

  • yazışmanın tek seferlik olduğunu,
  • yalnızca tek bir ortak personeli ilgilendirdiğini,
  • diğer çalışanlara yazışmada geçenden farklı oranlarda zam uygulandığını,
  • ortak dağıtım faaliyetleri kapsamında ciddi taahhütler sunarak uzmanlar ile işbirliği içinde hareket ettiklerini,
  • hafifletici unsur olarak gelirlerinin önemli kısmının yurt dışı satışlarından oluştuğunu ve
  • bir ceza verilecekse bunun toplam ciro yerine iş gücü cirosu üzerinden hesaplanması gerektiğini

ileri sürdü. Kurul bu savunmaları kabul etmedi ve cezanın toplam ciro üzerinden belirlenmesine karar verdi.

Dosyanın Genel Çerçevesi

Karar, yaratıcı endüstrilerde iş gücü piyasalarına yönelik rekabet hukuku denetiminin uygulaması bakımından önemlidir. Aynı soruşturmada ortak dağıtım faaliyetlerine ilişkin rekabet sorunlarının taahhütlerle giderilmesi, buna karşılık iş gücü piyasasına ilişkin davranışların uzlaşma ve para cezası ile sonuçlandırılması, Kurul’un ihlalin niteliğine göre farklı araçlar kullandığını göstermektedir. Nitekim kast ajansları ve menajerlik sektörüne ilişkin yakın tarihli duyuruda10 da ajans komisyon oranları, hizmet koşulları ve rekabete hassas bilgi değişimi nedeniyle çok sayıda teşebbüse idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca pazarda etkin rekabetin tesisini temin etmek amacıyla aşağıdaki yükümlülükler getirilmiştir:

  • kast direktörlüğü ile kast ajansı/menajerlik faaliyetlerinin aynı ekonomik bütünlük kapsamında birlikte yürütülmemesi;
  • bu faaliyetleri birlikte yürüten teşebbüslerin bunlardan birini şirket ana sözleşmesinden çıkarıp fiilen sona erdirmesi;
  • yapımcılık ile kast ajansı/menajerlik faaliyetlerinin birlikte yürütülmemesi;
  • kast ajansı/menajerlerin yetenek sağladıkları içeriklerde yapımcı adına başka faaliyetlerde bulunmaması;
  • bu faaliyetleri birlikte yürüten teşebbüslerin bunlardan birini şirket ana sözleşmesinden çıkarıp fiilen sona erdirmesi ve;
  • bir yeteneğin içerikte rol almasının başka yeteneklerin de rol alması şartına bağlanmaması.

Bu tablo, görsel-işitsel üretim ekosisteminde yalnızca içerik dağıtımı veya ticari anlaşmaların değil, emeğe ve hizmet koşullarına ilişkin koordinasyonların da yoğun rekabet hukuku incelemesine tabi tutulduğunu göstermektedir.

Faydalı Bilgi

Uzlaşma mekanizması, soruşturma raporunun tebliğine kadar işletilebilen ve ihlalin kabulü karşılığında idari para cezasında indirim sağlayan usuli bir araçtır. Uzlaşma ile sonuçlanan dosyalarda taraflar, hem uzlaşma metninde kabul ettikleri hususları hem de uygulanan idari para cezasını dava konusu yapamaz.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 06

Rekabet Kurulu Yeşil Işık Yaktı: Threads Türkiye’ye Geri Döndü!

Kurul, META Platforms, Inc. (“Meta)’nın Threads’i Türkiye’de yeniden kullanıma sunmak için attığı adımların daha önce kabul edilen taahhütlerle uyumlu olduğuna karar verdi11. Böylece Threads’in Türkiye’de yeniden erişime açılmasının önü açıldı.

Süreç, Threads’in Instagram ile bağlantılı şekilde sunulması ve iki hizmet arasında veri birleştirilmesine ilişkin rekabet endişeleriyle başlamıştı. Soruşturma sırasında veri birleştirmenin durdurulmasına yönelik geçici tedbirler uygulanmış, Meta da bu süreçte Threads’in Türkiye’deki faaliyetlerini askıya alarak tedbirleri konusuz bırakmıştı. Bu süreçte faaliyetlerin askıya alınmasına kadar geçen süre için, geçici tedbir kararına uyulmaması sebebiyle idari para cezası uygulanmıştı12.

META, soruşturma kapsamında tespit edilen rekabet endişelerini gidermeye yönelik birtakım taahhütler sundu. Bu kapsamda kullanıcıların Threads'e Instagram hesaplarına bağlı kalmaksızın da erişebilmesi öngörüldü. Buna göre kullanıcılar, Threads'i Instagram hesaplarıyla kullanmaya devam etmek veya cep telefonu numarasıyla Instagram'dan bağımsız bir Threads hesabı oluşturmak arasında seçim yapabilecek. Bağımsız hesabın tercih edilmesi hâlinde ise Instagram'dan elde edilen kişisel veriler Threads ile birleştirilmeyecek.

Kurul, META'nın Threads'i Türkiye'de yeniden kullanıma sunma planının bu taahhütlerle uyumlu olduğu sonucuna ulaştı.

Faydalı Bilgi

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Rekabet Kurulu, nihai karar verilinceye kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu hâllerde, ihlalden önceki durumu koruyucu nitelikte ve nihai kararın kapsamını aşmayacak şekilde geçici tedbir kararı alabilmektedir. Bu yetki, soruşturma sürecinde rekabetçi yapının geri döndürülemeyecek şekilde bozulmasını önlemeyi amaçlayan istisnai bir koruma mekanizması niteliğindedir..

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 07

Dijital İçerik Platformlarının Taahhütleri Kabul Edildi

Kurul, abonelik temelli video platformlarına yönelik soruşturmayı Netflix13, Blutv14, Disney15, Amazon16, Exxen17 ve Gain18 tarafından sunulan taahhütleri kabul ederek sonlandırdı. Soruşturma, dijital yayıncılıkta içerik ve yetenek münhasırlığına ilişkin rekabet endişelerinin giderek daha yakından incelendiğini gösteriyor.

İnceleme bir yandan Netflix’in çalıştığı bağımsız yapımcıların platformlara erişiminde ayrımcılık riski ve sözleşme koşullarına, diğer platformların da içerik ve yetenek kadrosuna ilişkin münhasırlık hükümlerine odaklandı.

Taahhütlerin içeriği ne?

Netflix’in sunduğu taahhütler, özellikle bağımsız yapımcıların ve içerik projelerinin seçim sürecine ilişkin daha ayrıntılı düzenlemeler içerdi. Bunlar arasında;

  • Daha önce Netflix ile çalışmamış yapım şirketlerine belirli ölçüde alan açılması;
  • Yeni yapımcı, yönetmen ve senaristlerle doğrudan temas kurulmasına imkân sağlayan sunum günleri düzenlenmesi;
  • Başvuru kriterlerinin şeffaflaştırılması ve;
  • Başvuruların belirli bir süre içinde gerekçeli şekilde sonuçlandırılması yer aldı.

İçerik münhasırlığı bakımından Netflix;

  • Markalı ve markasız Türk içeriklerine ilişkin münhasırlık sürelerini kısaltmayı;
  • Belirli dönemlerde gelir paylaşımı modelleri uygulamayı ve;
  • Müzik haklarını ilgili münhasırlık süreleriyle sınırlamayı kabul etti.

Yetenek münhasırlığı bakımından ise;

  • Oyuncu, yönetmen ve senarist gibi yaratıcı profesyonellerle münhasırlık uygulanmaması;
  • Yapımcılarla yapılan sözleşmelerde yer alan münhasırlıkların kapsam ve süresi bakımından dikkat ve özen gösterilmesi;
  • Yapımcı, kast direktörü ve menajer rollerinin ayrıştırılmasına yönelik kuralların üretim sürecine yansıtılması; ayrıca
  • Türk yapımcılar veya dağıtıcılarla rekabet etmeme etkisi doğurabilecek ya da tüm içeriği kapsayabilecek geniş münhasırlıklardan kaçınılması taahhüt edildi.

Diğer platformların taahhütleri de esasen aynı eksende ilerledi. Bu platformlar, markalı ve markasız içeriklere ilişkin münhasırlık sürelerini azami sürelerle sınırlamayı, belirli koşullarda gelir paylaşımı veya maliyet iadesi mekanizmalarıyla bu süreleri kısaltmayı, Türkiye’de yayınlanacak markalı Türk içerikleri bakımından yetenek kadrosuyla doğrudan veya dolaylı münhasırlık doğurabilecek düzenlemelerden kaçınmayı ve yapımcılar ya da dağıtıcılarla tüm içeriği kapsayan geniş münhasırlıklar kurmamayı kabul etti.

Kurul, bu taahhütlerin soruşturmaya konu rekabet endişelerini gidermeye elverişli olduğu sonucuna vardı ve soruşturmayı sonlandırdı19. Karar, dijital yayıncılıkta rekabet incelemesinin artık yalnızca platformlar arası pazar gücüyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Yapımcı seçimi, yaratıcı emeğe erişim, yetenek hareketliliği ve içeriklerin sonraki kullanım hakları da artık incelemenin merkezinde yer alıyor.

Faydalı Bilgi

Münhasırlık düzenlemeleri rekabet hukuku bakımından her zaman hukuka aykırı değildir. Ancak ilgili pazarın özellikleri, teşebbüslerin pazar gücü ve düzenlemenin rakiplerin pazara erişimini zorlaştırıcı etkileri dikkate alınarak rekabet hukuku çerçevesinde değerlendirilir.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 08

Beyaz Et Dosyasında Ceza Soruşturması Boyutu

11 Haziran tarihinde Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, beyaz et sektöründe faaliyet gösteren bazı şirketlere20 denetim kayyımı atanmasına karar vermiştir21.

Sulh Ceza Hâkimliği kararında, ilgili şirketler bakımından rekabete hassas bilgilerin paylaşılması, piyasa koşulları dışında fiyatlama davranışlarının yönlendirilmesi, arz ve satış politikalarının tüketici aleyhine sonuç doğuracak şekilde gerçekleştirilmesi, bu eylemlerin ayrıca suç konusu faaliyetlerden elde edildiği değerlendirilen malvarlığı unsurlarının aklanması yönünde kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirilerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun denetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi.

Karar, rekabet hukuku ihlaline ilişkin nihai bir tespit içermemekle birlikte, devam eden ceza soruşturması kapsamında verilen koruma tedbirlerine ilişkin bir örnek teşkil ediyor. Dosya, rekabet ihlali iddialarının yalnızca idari yaptırımlarla sonuçlanmayabileceğini; ceza soruşturmaları kapsamında şirket yönetimine müdahale edilmesine yönelik tedbirlerin de gündeme gelebileceğini gösteriyor.

Faydalı Bilgi

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesi uyarınca, bir şirketin faaliyetleriyle bağlantılı olarak bir suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunması ve kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde, mahkeme şirket işlerinin yönetimi için kayyım atanmasına karar verebilir. Bu şekilde kayyım atanması, ceza muhakemesi kapsamında uygulanan bir koruma tedbiri niteliğinde olup, kesinleşmiş bir ceza sorumluluğu veya bir ihlal tespiti anlamına gelmemektedir.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 09

Dolap ve Stantlar Rakiplere Açılıyor: Rekabet Kurulu’nun Unilever/Magnum, Coca-Cola ve Haribo Kararları

Kurul’un son dönemde gıda sektöründe faaliyet gösteren ve güçlü pazar konumuna sahip teşebbüsler hakkında verdiği kararlar, satış noktalarındaki soğutucu, dolap ve stantların rakiplerin pazara erişimi ve ürün görünürlüğü bakımından önemini ortaya koymaktadır. Kurul, satış noktasında sağlanan ekipmanların tek bir teşebbüsün ürünleriyle fiilen doldurulmasının, özellikle sınırlı teşhir alanına sahip küçük ölçekli satış noktalarında rakip ürünlerin tüketiciyle buluşmasını zorlaştırabileceğini değerlendirmiştir.

Bu çerçevede Kurul, farklı ürün pazarlarında benzer rekabet endişelerine, satış noktası ekipmanlarının belirli bir bölümünün rakiplere açılması yoluyla müdahale etmektedir. Kararlarda rakip ürünler için %30-35 oranında alan tahsisi öngörülürken, bu alanın görünür, belirli koşullarda tek blok hâlinde tutulması ve açık biçimde işaretlenmesi gibi yükümlülüklere de yer verilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu yükümlülüklerin kapsamı ve uygulanma şekli kararlara göre farklılaşmaktadır. Bu yaklaşımın her bir dosyada nasıl somutlaştığı ve Kurul tarafından hangi yükümlülüklerin getirildiği aşağıda ilgili kararlar özelinde ele alınmaktadır:

Unilever/Magnum Kararı: Geçici Tedbirle Davranışsal Tedbir Yeniden Şekillendirildi!

Kurul, endüstriyel dondurma pazarında faaliyet gösteren Unilever Sanayi ve Ticaret Türk AŞ (“Unilever”) ile Magnum Dondurma AŞ (“Magnum”) hakkında Kanun’un ihlal edildiği ve daha önce getirilen yükümlülüklere uyulmadığı şüphesiyle soruşturma açtı. Bu soruşturma kapsamında satış noktalarındaki dolaplarda rakip ürünlere alan ayrılmasını güvence altına almaya yönelik kapsamlı bir geçici tedbir uygulanmasına karar verdi22.

Ne Olmuştu?

Rekabet Kurulu, 2021 tarihli önceki kararında23 (“2021 Kararı”) Unilever’in endüstriyel dondurma pazarında, anında tüketilen dondurma pazarında ve evde tüketilen dondurma pazarında hâkim durumda bulunduğunu tespit etti ve uyguladığı indirimler vasıtasıyla hâkim durumunu kötüye kullandığına hükmetmişti. Ayrıca, Unilever’in özellikle Getir Perakende Lojistik A.Ş. (“Getir”) ile akdettiği sözleşmedeki rekabet etmeme yükümlülüğü olmak üzere bazı sözleşme ve uygulamalarıyla rekabeti sınırladığı sonucuna ulaşmıştı. Bu kapsamda, 100 m2 ve altında kapalı net satış alanına sahip satış noktalarında, Unilever’e ait dolap dışında tüketicinin doğrudan erişebileceği başka bir dondurma dolabı bulunmaması halinde, Unilever’e ait dondurma dolabının görünür kısmının ve satış noktasındaki toplam dolap hacminin %30’unun rakip ürünlerin kullanımına açılmasını öngören bir yükümlülük getirmişti.

Kurul, 2021 Kararı’ndan sonraki dönemde bu yükümlülüğün fiilen etkili olup olmadığını incelemek ve pazardaki rekabet durumunu tespit etmek üzere sektör incelemesi yürüttü. İnceleme kapsamında rakiplerden bilgi toplandı, saha çalışması yapıldı ve Unilever’in dondurma faaliyetlerinin Magnum’a devri de dikkate alındı.

Kurul Nasıl Bir Değerlendirmede Bulundu?

Kurul, pazardaki fiili görünümü değerlendirerek 2021 Kararı’nda amaçlanan rekabetçi yapının oluşmadığı sonucuna ulaştı. Saha çalışmasında, Algida dolabı bulunan satış noktalarının %85,7’sinde bu dolaplarda rakip ürün bulunmadığını tespit etti. Kurul, bu sonucun yalnızca satış noktalarının tercihiyle açıklanamayacağını; ticari teşvikler, avantajlar, fiili müdahaleler veya dolap kullanımına ilişkin fiili uygulamalar nedeniyle rakiplerin dolaplara girişinin zorlaşmış olabileceğini değerlendirdi.

Kurul ayrıca, pazarda bazı rakiplerin zayıfladığını, hatta bazı oyuncuların pazardan çıktığını ve özellikle küçük satış noktalarında dolap içi görünürlüğün rekabet açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Bu nedenle, nihai karar verilene kadar telafisi güç zararların doğmasını önlemek ve pazardaki rekabetçi yapının korunmasını sağlamak amacıyla geçici tedbir uygulanmasına karar verildi. Bu karara göre gerekçeli kararın tebliğinden itibaren aşağıdaki tedbirlerin 1 ay içerisinde uygulanması gerekmektedir:

  • %30 Blok Alan Tahsis Yükümlülüğü: 100 m2 ve altında kapalı satış alanına sahip satış noktalarında UNILEVER’e ait dondurma dolabı dışında tüketicinin ulaşabileceği başka bir dolap bulunmuyor ise her bir dolabın toplam hacminin tek bir blok şeklindeki %30’luk kısmının rakip ürünlere tahsis edilmesi gerektiğine karar verildi.
  • Etiketleme Yükümlülüğü: Rakip ürünlere ayrılan bu alanın “Bu alan rakip ürünlere ayrılmıştır.” ibaresini içeren bir etiketle gösterilmesi gerektiğine karar verildi.
  • Boş Bırakma Yükümlülüğü: Rakip ürün bulunmayan hallerde söz konusu %30’luk alanın boş bırakılması ve bu alanda Magnum ürünlerine yer verilmemesi gerektiği öngörüldü.
  • Talebe Bağlı Sınırlı Artırım İmkanı: Satış noktasının talebi halinde rakip ürünlere ayrılan alanın %50’ye kadar çıkarılabilmesine imkân tanıdı.

Coca-Cola Kararı: Satış Noktası Uygulamaları Taahhütlerle Yeniden Düzenlendi

Kurul, Coca-Cola Satış ve Dağıtım AŞ (“CCSD”) hakkında yürütülen münhasırlık ve indirim yoluyla rakipleri dışlama kapsamındaki endişelere ilişkin soruşturmayı sunulan taahhütleri kabul ederek sonlandırdı24.

Kurul’un odak noktası, uygulamaların rakiplerin satış noktasına erişimini zorlaştırıp zorlaştırmadığı ve tek markaya bağımlılığı artırıp artırmadığı oldu.

Buna göre 2021 yılında öngörülmüş soğutucu erişim kuralının kapsamı genişletildi ve geleneksel kanal ile yerinde tüketim kanalındaki belirli soğutucuların yüzde 35’inin rakip ürünlere açılması kabul edildi. Bu alanın soğutucu içinde dikey olarak ayrılması, rakip ürünlere tahsis edildiğinin açık şekilde gösterilmesi ve satış noktalarının ilave bilgilendirmelerle desteklenmesi öngörüldü. Birden fazla soğutucu bulunan noktalarda erişim oranının her bir soğutucu bazında uygulanması, bağımsız üçüncü taraf ölçüm raporlarıyla uygulamanın izlenmesi ve erişime açılan bölümde rakip ürünlerin görünürlüğünü engelleyecek materyaller kullanılmaması da taahhütler arasında yer aldı.

Bunun yanında, soğutucu temini için kullanılan verimlilik koşulları ve buna bağlı tamamlama faturası uygulaması kaldırıldı. Prim ve hedef sisteminde de değişikliğe gidilerek bazı satış rolleri bakımından değişken ücretin etkisi azaltıldı ve bayi tarafındaki belirli finansal destek ve performans raporlaması uygulamalarına son verildi. Ek olarak satış noktalarına sağlanan yatırım desteği niteliğindeki ürün desteklerinin koşulları düzenlendi ve indirim politikaları yanilendi.

Söz konusu taahhütlerin üç yıl sonra yeniden gözden geçirilmesine karar verildi.

Faydalı Bilgi

Davranışsal tedbir, Rekabet Kurulu’nun rekabet ihlalini sona erdirmek için teşebbüslere belirli bir şekilde davranma veya belirli davranışlardan kaçınma yükümlülüğü getirdiği araçtır; yapısal tedbirlere ise ancak davranışsal tedbirlerin yeterli olmadığı hâllerde başvurulur. Geçici tedbir ise nihai karar verilinceye kadar ciddi ve telafi edilemeyecek zarar ihtimalini önlemek amacıyla alınan geçici koruma önlemidir. Geçici tedbir, ihlalden önceki durumu korumalı ve nihai kararın kapsamını aşmamalıdır.

Haribo Hakkında Geçici Tedbir Kararı: Rakip Ürünlere %30 Alan Ayrıldı!

Kurul, yumuşak şeker pazarında faaliyet gösteren Haribo Şekerleme San. ve Tic. Ltd. Şti. (“Haribo”) hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, pazardaki rekabet ihlallerini ve bunların yol açabileceği telafisi güç zararları önlemek amacıyla geçici tedbir uygulanmasına karar verdi25. Karar uyarınca, 200 metrekare ve altındaki geleneksel satış noktalarında yer alan Haribo stantlarının görünür kısmının %30’unun, rakip ürünlere ayrılması öngörüldü.

Ne Olmuştu?

Kurul, Haribo hakkında yumuşak şeker pazarındaki hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle ilgili pazardaki rekabeti engellediği, fiili münhasırlığa yol açan uygulamalarla ve davranışlarla rakiplerini dışladığı ve satış noktalarının yeniden satış fiyatlarına müdahalede ettiği iddialarına ilişkin olarak Kanun’un ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla soruşturma başlattı26. Soruşturma devam ederken Kurul, yumuşak şeker pazarındaki rekabetin korunması ve telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla geçici tedbir uygulanmasına karar verdi.

Kurul Nasıl Bir Tedbir Uyguladı?

Kurul, geçici tedbir alınmasına yönelik gerekçeli kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde uygulanmaya başlanmak ve nihai karar verilinceye kadar geçerli olmak üzere, 200 metrekare ve altındaki geleneksel satış noktalarında bulunan tüm Haribo stantlarına ilişkin olarak aşağıdaki yükümlülükleri getirdi:

  • %30 Alan Tahsis Yükümlülüğü: Haribo stantlarının hacminin %30’una tekabül eden alanın, satış noktasında kendi yumuşak şeker standı bulunmayan rakip markaların ürünlerine ayrılması gerektiğine karar verildi.
  • Tek Blok ve Görünür Alan Şartı: Rakip ürünlere ayrılan alanın, standın görünür kısmında, dikey düzlemde ve tek blok halinde bulunması gerektiği öngörüldü.
  • Etiketleme Yükümlülüğü: Rakip ürünlere ayrılan alanın, “Bu alan rakip ürünlere ayrılmıştır.” ibaresini içeren bir etiketle açıkça gösterilmesi gerektiği belirtildi.
  • Uygulama ve Tevsik Yükümlülüğü: Haribo’nun, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde geçici tedbiri uygulamaya başlaması ve bu yükümlülükleri yerine getirdiğini Rekabet Kurumuna tevsik etmesi gerektiğine karar verildi.

Faydalı Bilgi

Rekabet Kurulu’nun geçici tedbir kararı verebilmesi için teşebbüsler, rakipler veya üçüncü kişiler tarafından bu yönde bir talepte bulunulması şart değildir. Kurul, soruşturma sürecinde ortaya çıkabilecek ciddi ve telafi olunamayacak zararların önlenmesi ve rekabetin korunması amacıyla, gerekli şartların bulunduğunu değerlendirdiği takdirde re’sen geçici tedbir kararı alabilir. Geçici tedbir kararı, soruşturma sonucunda verilecek nihai karardan bağımsız olarak, nihai karara kadar geçecek sürede rekabetin zarar görmesini önlemeyi amaçlar.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 10

Cargill’in PNS’yi Devralmasına Koşullu İzin: Rekabetçi Endişeler Davranışsal Taahhütlerle Giderildi!

Kurul, Cargill Tarım ve Gıda Sanayi Ticaret AŞ’nin (“Cargill Türkiye”), PNS Pendik Nişasta Sanayi AŞ’nin (“PNS”) tek kontrolünü devralmasına ilişkin işleme, taraflarca sunulan davranışsal taahhütler çerçevesinde koşullu olarak izin verdi27.

Kurul Nasıl Bir Değerlendirmede Bulundu?

Kurul, işlem sonucunda “glikoz şurubu ve karışımları” alt pazarında etkin rekabetin önemli ölçüde kısıtlanabileceğini ve bu durumun ham madde ve nihai ürün fiyatlarında artışa yol açabileceğini değerlendirdi. Bununla birlikte, Cargill Türkiye tarafından sunulan taahhütlerin tespit edilen rekabetçi endişeleri gidermeye yeterli, uygun ve orantılı olduğu sonucuna ulaşarak işleme koşullu olarak izin verdi.

Hangi Taahhütler Kabul Edildi?

Kurul tarafından kabul edilen taahhütler, üç temel rekabetçi endişeye odaklandı:

  • Fiyatlama Davranışları: Yurt içine satış noktasında kotaya tabi ürünlere ilişkin fiyat artışlarının belirli maliyet unsurlarıyla sınırlandırılması, fiyat ve maliyet verilerinin beş yıl boyunca bağımsız yeminli mali müşavir raporları aracılığıyla Kurum tarafından izlenebilmesi öngörüldü. Ayrıca, olağanüstü fiyat ayarlamalarının Kurum’a bildirileceği ve gerekmesi halinde bu artışların Kurul tarafından geri alınabileceği öngörüldü.
  • Arzın Kısıtlanması Riski: Müşterilerin ürün tedarikinin güvence altına alınması amacıyla sözleşmelerin feshinde keyfî uygulamalardan kaçınılması ve spot satışların gerçekleştirilmesinde objektif kriterlere uyulması öngörüldü. Ayrıca, olağanüstü ekonomik koşullarda tedarikin kesilmesi halinde Kurum’a bildirim yapılması ve bu kararın Kurul tarafından geri alınabilmesi öngörüldü.
  • Çapraz Sübvansiyon Riski: Glikoz şurubu ve karışımlarının satışından elde edilen gelirlerin, diğer ürün gruplarının finansmanında kullanılmaması yönünde taahhüt verildi.

Kurul, izin kararına esas teşkil eden taahhütlerin bağlayıcı nitelikte olduğunu vurguladı. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde, Kanun’un 17. maddesi uyarınca günlük olarak işleyecek idari para cezası uygulanabileceği belirtildi.

Faydalı Bilgi

Kurul’un taahhütlere bağlı koşullu izin kararı vermesi halinde ancak taahhütlerin belirlenen sürede tam ve gereği gibi yerine getirilmesi hâlinde Kurul’un izin kararı hukukî geçerliliğini korur. Aksi hâlde Kurul’un izin kararı geçersiz hâle gelir ve buna bağlı yapılan tüm işlemler de sakatlanır.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 11

TROY’un Aktif İşbirliği Başvurusuna İlişkin Yeniden Değerlendirme Talebi Reddedildi!

Kurul, Artı Bilgisayar Satış ve Eğitim Hizmetleri İnşaat Makine Sanayi AŞ’nin (“TROY”), aktif işbirliği başvurusuna ilişkin önceki Kurul kararının28 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (“İYUK”) 11. maddesi kapsamında kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir karar alınması talebini reddetti29. Kurul, TROY’un aktif işbirliği başvurusunun tam bağışıklık koşullarını karşılamadığına; ancak gerekli şartların sağlanması hâlinde uygulanacak idari para cezasında indirim yapılmasına ilişkin önceki değerlendirmesinin geçerli olduğuna karar verdi.

Ne Olmuştu?

Kurul, Apple ve çeşitli teşebbüsler hakkında yürütülen önaraştırmalar sırasında elde edilen bulgular üzerine, TROY ile Gürgençler Bilişim İletişim İç ve Dış Ticaret AŞ (“Gürgençler”) arasında Google reklamlarında birbirlerinin markalarına ve belirli anahtar kelimelere reklam vermemeye yönelik, bir başka deyişle negatif eşleşmeye ilişkin bir uzlaşı bulunduğuna işaret eden bulgular elde etti. TROY, bu bulguların ardından Kurum’a aktif işbirliği başvurusunda bulundu ve başvurusunun tam bağışıklık kapsamında değerlendirilerek herhangi bir idari para cezası uygulanmamasını talep etti. Kurul ise 3 Temmuz 2025 tarihinde verdiği kararla başvuruyu, belirli koşulların yerine getirilmesi şartıyla idari para cezasında indirim uygulanması kapsamında kabul etti.

Bu karar üzerine TROY, aktif işbirliği başvurusunu önaraştırma başlamadan önce yaptığını ileri sürerek tam bağışıklık uygulanması gerektiğini savundu ve Kurul’un önceki kararının İYUK’un 11. maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesini talep etti.

Kurul Nasıl Bir Değerlendirmede Bulundu?

Kurul, TROY’un başvuru tarihinde hakkında devam eden bir önaraştırma bulunduğuna ve bu kapsamda TROY’da yerinde inceleme gerçekleştirildiğine dikkat çekti30. Başvurunun konusu olan bulgular farklı bir dosya kapsamında elde edilmiş olsa da, TROY hakkında yürütülen mevcut önaraştırma kapsamında elde edilmiş olması nedeniyle, başvurunun tam bağışıklık için gerekli olan “Kurulun önaraştırma yapmaya karar vermesinden önce başvuru yapılması” koşulunu karşılamadığı sonucuna ulaşıldı.

Kurul ayrıca, TROY’un başvurusunun ihlalin taraflarını değiştirecek veya genişletecek nitelikte ek bilgi ve belge sunmadığını ve ihlalin süresine ilişkin olarak da sınırlı bilgi sağladığını değerlendirdi. Bu nedenle, TROY’a tam bağışıklık tanınmasını gerektirecek koşulların bulunmadığı; ancak aktif işbirliği başvurusunun, gerekli şartların yerine getirilmesi halinde idari para cezasında indirim uygulanması bakımından geçerliliğini koruduğu sonucuna varıldı.

Faydalı Bilgi

Aktif işbirliği mekanizmasında başvuru zamanı, teşebbüsün yararlanabileceği yaptırım avantajının kapsamı bakımından önem taşır. Kurulun önaraştırma yapmaya karar vermesinden önce gerekli koşulları sağlayarak başvuran ilk teşebbüs, belirli şartlar altında idari para cezasından bağışıklık elde edebilirken, daha sonraki aşamalarda yapılan başvurular bakımından idari para cezasında indirim uygulanması söz konusu olabilir.

Uluslararası Ticaret
Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 12

DTÖ Paneli, Türkiye’nin Çin’den İthal Edilen Elektrikli Araçlara Yönelik Kısıtlamalarına Yönelik Karar Verdi

Dünya Ticaret Örgütü (“DTÖ”) paneli, Türkiye’nin elektrikli ve hibrit araçlara yönelik tarifelerine ve ithalat kontrollerine ilişkin açtığı davada büyük ölçüde Çin lehine karar vermiştir. 28 Temmuz 2026 tarihli raporunda panel, elektrikli araçlara ve belirli hibrit araçlara uygulanan ilave gümrük vergilerinin Türkiye’nin DTÖ tarife taahhütlerini aştığını, ithalat izni rejiminin ise Çin menşeli araçları yurt içinde üretilen modeller karşısında rekabette dezavantajlı bir konuma soktuğunu tespit etmiştir. Bu tespitler, ilave vergilerin açıklanmasından kısa süre sonra bunların Türkiye’nin DTÖ yükümlülüklerine uygunluğunun “şüpheli” olduğu sonucuna varan, 2024 İkinci Çeyrek’te yayınladığımız “Türkiye Çin Menşeli Binek Otomobillere İlave Gümrük Vergisi Getiriyor” başlıklı makalemizde dile getirdiğimiz endişeyi doğrular nitelikte.

Karar, Eylül 2025’te getirilen ve önlemleri Çin’in ötesine taşıyarak Türkiye ile bölgesel ticaret anlaşması bulunmayan ülkelerden gelen araçları da kapsayacak şekilde genişleten değişik tarife rejimini ele almakta. Bu rejim kapsamında elektrikli araçlar, yüzde 30 veya araç başına 8.500 ABD doları (hangisi yüksekse) tutarında ilave gümrük vergisine tabidir. Şarj edilebilir hibritler yüzde 30 veya 7.000 ABD dolarına, içten yanmalı motorlu araçlar ile şarj edilemeyen hibritler ise yüzde 25 veya 6.000 ABD dolarına tabidir. Bu vergiler, Türkiye’nin olağan yüzde 10’luk tarifesine ek olarak uygulanmaktadır.

Bununla birlikte panelin tespitleri, rejimin tamamen reddi şeklinde yorumlanmamalıdır. Panel, elektrikli araçlara ve belirli hibrit tarife pozisyonlarına uygulanan vergilerin Türkiye’nin DTÖ’de taahhüt ettiği azami oranları aştığına hükmetmiştir. Ancak Çin, içten yanmalı motorlu araçlar bakımından aynı ihlali ortaya koyamamış ve panel, bazı hibrit sınıflandırmalarına uygulanan vergilerin Türkiye’nin taahhütleri dâhilinde kaldığını tespit etmiştir. Türkiye bu vergileri genel sağlığın korunması ve doğal kaynakların muhafazası istisnalarına dayandırmaya çalışsa da başarılı olamamıştır. Bölgesel ticaret anlaşması ortaklarına tanıdığı muafiyetler genel olarak kabul görmüş, ancak Venezuela’ya tanınan muafiyet kabul edilmemiştir.

Panel ayrıca, AB ve Türkiye’nin serbest ticaret anlaşması ağı dışındaki ülkelerden gelen elektrikli ve harici olarak şarj edilebilen hibrit araçlara yönelik ithalat izni rejimini de hukuka aykırı bulmuştur. İthalatçılar, diğer koşulların yanı sıra, yedi bölgede 20 yetkili servis istasyonu kurmak, özel olarak sertifikalandırılmış teknisyenler istihdam etmek, her marka için en az 40 personelli bir Türkçe çağrı merkezi işletmek, yerleşik bir temsilci atamak ve batarya muayenelerine ilişkin taahhütlerde bulunmak zorundadır. Panel, bu gerekliliklerin her birinin ve bunların ithalat izinleri aracılığıyla uygulanmasının, ithal araçlara benzer Türk araçlarına kıyasla daha az elverişli muamele ettiği sonucuna varmıştır. Türkiye, bu farklılıkların tüketicinin korunması veya araç onayı kurallarını uygulamak için gerekli olduğunu iddia etse de paneli ikna edememiştir.

Rapor, tek başına gümrük vergilerini veya lisans koşullarını değiştirmemekte olup DTÖ tarafından kabul edilmesine ve olası bir temyize tabidir. Tespitlerin geçerliliğini koruması hâlinde Türkiye’nin, muhtemelen tarife düzeylerinde yapılacak değişiklikler ve daha az kısıtlayıcı, menşeden bağımsız satış sonrası gereklilikler yoluyla önlemleri uyumlu hâle getirmesi beklenecektir. Bu nedenle Çinli üreticiler ve Türk ithalatçılar, iniş maliyetlerini ve pazara giriş modellerini esaslı biçimde değiştirebilecek olası değişiklikleri izlerken fiyatlamayı mevcut rejim temelinde sürdürmelidir. Daha genel olarak karar, sınai ve tüketici koruma politikalarının meşru kalmaya devam edebileceğini, ancak bunların tasarımının tarife taahhütlerini aşmaması veya ithal araçlara daha ağır pazara erişim yükleri getirmemesi gerektiğini işaret etmektedir.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 13

Rusya, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na Karşı DTÖ Paneli Talep Etti

Rusya, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (“SKDM”) yönelik itirazını incelemesi için DTÖ’den, bu düzenlemeyi ve AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin (“AB ETS”) bazı bölümlerini incelemek üzere bir panel kurmasını talep etmiştir. Rusya’nın ilk talebi 24 Temmuz 2026 tarihinde DTÖ nezdinde görüşüldüğünde AB itiraz etmişti. Rusya talebini müteakip bir toplantıda yenileyebilir; bu durumda panel kurulması DTÖ kuralları uyarınca olağan olarak otomatik gerçekleşecektir.

Bu itiraz, SKDM’nin mali yükümlülüklerinin başlamasıyla gündemde üst sıralara tırmandı. 1 Ocak 2026’dan bu yana, kapsama giren ürünlerden belirli bir miktarın üzerinde ithalat yapan AB ithalatçılarının kural olarak yetkilendirilmiş SKDM beyan sahibi olması gerekmektedir. Bu ithalatçılar, söz konusu ithalatlara gömülü emisyonları raporlamak ve AB ETS tahsisatları referans alınarak fiyatlandırılan sertifikaları teslim etmek zorundadır.

Rusya, istişare talebinde menşe temelli istisnalara ve yetkilendirme, emisyon raporlaması ile doğrulama ve sertifika satın alma, muhafaza ve teslim gerekliliklerine itiraz etmiştir. Müteakip panel talebinde ise ülkeye özgü varsayılan değerlerden ve üçüncü ülkelerde ödenen karbon fiyatlarının tanınmasından kaynaklanan SKDM yükümlülüğü farklılıklarına ilişkin daha somut iddialar formüle etmiştir. Rusya, esas olarak SKDM’yi, GATT’ın tarife taahhütlerine ve ithalat kısıtlamalarına ilişkin kurallarıyla bağdaşmayan bir sınır önlemi olarak nitelendirmektedir. İkincil olarak, SKDM’nin ithal mallara, benzer AB mallarına uygulananları aşan veya bunlardan daha az elverişli iç yükler ve düzenleyici gereklilikler getirdiğini ileri sürmektedir.

Rusya’nın başvurusu, SKDM’nin de ötesine geçmektedir. Rusya, AB’nin karbon kaçağı riski taşıdığı değerlendirilen sektörlere ücretsiz ETS sertifikası tahsis etmesinin DTÖ nezdinde yasaklanmış bir ihracat sübvansiyonu oluşturduğunu, çünkü üçüncü ülkelerle ticaretin ücretsiz ETS sertifikasına hak kazanmak için yapılan hesaplamanın bir parçasını oluşturduğunu iddia etmektedir. AB, iklim rejiminin korumacı olduğu yönündeki nitelendirmeyi reddetmekte; SKDM’nin, yerli ve ithal mallara eşdeğer bir karbon maliyeti uygulamak ve üretimin daha yumuşak iklim politikalarına sahip ülkelere kaymasını önlemek amacıyla tasarlandığını savunmaktadır. Bir panel kurulması hâlinde uyuşmazlığın, SKDM’nin ayrıntılı tasarımının bu eşdeğerliği sağlayıp sağlamadığını yoksa yabancı üreticilere ilave dezavantajlar getirip getirmediğini sınaması muhtemeldir.

Rusya’nın itirazı, SKDM’yi askıya almamakta veya işletmeleri mevcut yükümlülüklerinden kurtarmamaktadır. Türk üreticiler ve AB merkezleri müşterileri, doğrulanabilir emisyon verilerini toplamaya, SKDM maliyetlerine ilişkin sözleşmesel sorumluluğu gözden geçirmeye ve ilk sertifika teslim tarihine hazırlanmaya devam etmelidir. DTÖ panelinin oluşması ve karar vermesi zaman alacak olup, DTÖ Temyiz Organı işlevsiz kaldığından ve Rusya geçici temyiz düzenlemesine taraf olmadığından, sürece ilişkin belirsizlikler de bakidir. Bununla birlikte uyuşmazlık, yabancı karbon fiyatlarının, varsayılan emisyon değerlerinin, ülke muafiyetlerinin ve idari gerekliliklerin gelecekteki muamelesini şekillendirebilir; bunun sonuçları da Rus ihracatının çok ötesine uzanmaktadır.

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 14

AB’nin ABD’ye İhracatı Tarifeler Nedeniyle Baskı Altında Kalmaya Devam Ediyor

AB’nin ABD ile ticareti, ABD tarifelerinin etkileri ve daha önce öne çekilen sevkiyatların transatlantik ticaret akışlarını yeniden şekillendirmesiyle 2026’nın başlarında zayıflamaya devam etmiştir. Eurostat verilerine göre AB’nin ABD’ye ihracatı Şubat ayında bir önceki yıla kıyasla yüzde 26,4 gerileyerek Ocak ayındaki yüzde 27,8’lik düşüşü izlemiş ve AB’nin dış ticaret fazlasının keskin biçimde daralmasına katkıda bulunmuştur. Ancak bu rakamlar, ihracatçıların Mart 2025’ten itibaren yürürlüğe giren tarifelerden önce sevkiyatlarını hızlandırdığı 2025 başındaki olağanüstü yüksek karşılaştırma tabanından etkilenmektedir.

2025’in dördüncü çeyreği tarife etkisine ilişkin daha temsili bir gösterge sunmaktadır. AB’nin ABD’ye ihracatı o çeyrekte bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 15 daha düşük olmuş; demir ve çelik ihracatı neredeyse yüzde 40 gerilerken kimyasallar yüzde 60–80 azalmıştır; ancak her iki sektör de yıl içinde daha erken dönemde önemli ölçüde öne çekilmiş sevkiyattan yararlanmıştı. Euro’nun dolar karşısında değer kazanması da Avrupalı ihracatçılar üzerinde baskı oluşturmuştur.

Etki, sektörlere göre değişiklik göstermiştir. AB’li otomotiv üreticileri, uygulanan ABD tarifesinin yüzde 25’ten yüzde 15’e indirilmesinden yararlanmış olsa da otomotiv ihracatı yüzde 22 daha düşük kalmıştır. Buna karşılık alüminyum ve bakır ürünleri ihracatı, yüzde 50 tarifeyle karşı karşıya olmasına rağmen ABD pazarındaki belirli arz kısıtlarını yansıtacak şekilde artmıştır. Gemi inşası, büyük yolcu gemisi teslimatları ve uzun vadeli sipariş defterleriyle desteklenen dikkat çekici bir istisna olmuştur.

Ekonomistler, tarifelerin tam etkilerinin ortaya çıkmasının birkaç yıl alabileceği konusunda uyarmaktadır. Commerzbank, ABD tarife önlemlerinin 2026’da euro bölgesi gayri safi yurt içi hasılasını yaklaşık yüzde 0,3 oranında azaltacağını, patentli ilaçlara getirilecek ilave tarifelerin ise ek baskı yaratabileceğini tahmin etmektedir. Aynı zamanda AB’nin ABD dışındaki destinasyonlara yönelik daha güçlü ihracatı, bir miktar ticaret sapmasının hâlihazırda gerçekleştiğine işaret etmektedir.

Kaynak

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 15

Rusya, Dış Lastik İthalatına İlişkin AEB Korunma Önlemi Soruşturmasını DTÖ’ye Bildirdi

14 Mayıs 2026 tarihinde Rusya Federasyonu, DTÖ Korunma Önlemleri Komitesi’ne, 7 Mayıs 2026 tarihinde, belirli motorlu taşıt dış lastiklerinin Avrasya Ekonomik Birliği’nin (“AEB”) gümrük bölgesine ithalatına ilişkin bir korunma önlemi soruşturması başlatıldığını bildirmiştir. Soruşturma, Avrasya Ekonomik Komisyonu’nun İç Pazarın Korunması Departmanı tarafından AEB’nin ticaret savunma çerçevesi kapsamında yürütülmektedir.

Soruşturma, söz konusu ürünlerin artan ithalatının yerli endüstriye ciddi zarar verip vermediğini veya ciddi zarar tehdidi oluşturup oluşturmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. İlgili taraflar, soruşturmanın başlatılmasından itibaren 25 gün içinde katılımcı statüsü talep edebilir, gizli olmayan dosyaya erişim isteyebilir ve kamuya açık dinleme toplantılarına katılabilir. Kamuya açık dinleme talepleri 45 gün içinde sunulabilirken, Rusça yazılı görüşler soruşturmanın başlatılmasından itibaren 60 gün içinde dosyalanabilir.

Soruşturmanın olumlu bir tespitle sonuçlanması hâlinde AEB, uygulanabilir ticaret savunma kuralları ve DTÖ gereklilikleri uyarınca söz konusu ürünlerin ithalatını kısıtlayan geçici korunma önlemleri uygulayabilir.

Kaynak

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 16

Küresel Mal Ticareti, Jeopolitik Gelişmelere Rağmen 2026’nın İlk Çeyreğinde Dayanıklılığını Koruyor

Küresel mal ticareti, Orta Doğu’da ortaya çıkan jeopolitik aksamalara rağmen yapay zeka (“AI”) ile ilgili ürünlere yönelik güçlü talebin desteğiyle 2026’nın ilk çeyreğinde beklenenden daha iyi bir performans göstermiştir. DTÖ ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma’nın tahminlerine göre küresel mal ticareti hacmi, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,9 ve bir önceki yıla kıyasla yüzde 3,2 artarak DTÖ’nün yüzde 1,9’luk yıllık büyüme tahminini aşmıştır.

Büyüme, esas olarak AI ile ilgili elektronik bileşenlerce yönlendirilmiş; AI’ı mümkün kılan malların ticaretinin ABD doları değeri bir önceki yıla kıyasla yüzde 40’ın üzerinde artmıştır. Asya, mevsimsel olarak düzeltilmiş ihracat ve ithalatta sırasıyla yüzde 12,9 ve yüzde 14,6’lık yıllık büyüme kaydederek küresel ticaretin ana motoru olmayı sürdürmüş; bu durum büyük ölçüde AI ile ilgili ürünlerdeki güçlü bölge içi ticareti yansıtmıştır. Buna karşılık Avrupa’nın ihracat hacimleri, esas olarak 2025 başında beklenen tarife artışları öncesinde kaydedilen olağanüstü yüksek altın ve ilaç ihracatı nedeniyle yüzde 2,6 gerilerken, Kuzey Amerika ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,7 düşmüştür.

Orta Doğu’daki çatışma ancak çeyreğin sonuna doğru başlamış olsa da bölge ticaretini şimdiden etkilemeye başlamıştır. Bölgedeki ihracat ve ithalat hacimleri bir önceki yıla kıyasla sırasıyla yüzde 9,7 ve yüzde 11,9 gerilemiştir. Mevcut raporlama yapan ülkelere dayalı DTÖ tahminleri, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılıktaki aksamaların ham petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz ve gübre ticaretini de olumsuz etkilediğini ve tam etkilerin ikinci çeyrek verilerinde daha görünür hâle gelmesinin beklendiğini göstermektedir.

Değer bazında en güçlü büyümeyi yüzde 44 yıllık artışla büro ve telekomünikasyon ekipmanları kaydetmiş; bunu cevherler ve mineraller (+yüzde 27) ile makine (+yüzde 9) izlemiştir. Bu arada kimyasallar, demir ve çelik ile yakıtlar mütevazı düşüşler kaydetmiştir. Genel olarak ilk çeyrek, güçlü AI ile ilgili yatırımların jeopolitik gerilimlerin ilk etkilerini büyük ölçüde telafi etmesiyle küresel ticaretin dayanıklılığını ortaya koymuş; ancak 2026’nın geri kalanı için aşağı yönlü riskler varlığını sürdürmektedir.

Kaynak

Rekabet ve Uluslararası Ticaret Çeyreklik Bülteni · 17

Ticaret Politikası Savunma Araçları

Damping ve Sübvansiyon – Yeni Soruşturmalar

Soruşturma Türü Ürün Menşei Ülke Başlangıç Tarihi
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Kaynak Makinesi Çin Halk Cumhuriyeti 21.05.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Koagüle Suni Deri Çin Halk Cumhuriyeti 01.06.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Çapa Makineleri Çin Halk Cumhuriyeti 01.06.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Naylon Kord Bezi
Poliesterlerden Kord Bezi
Çin Halk Cumhuriyeti
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti
18.06.2026
Anti-Damping Binek Otomobil Dış Lastikleri Çek Cumhuriyeti
Kore Cumhuriyeti
Sırbistan Cumhuriyeti
Slovak Cumhuriyeti
16.06.2026
Anti-Damping Etil Asetat Çin Halk Cumhuriyeti 25.06.2026
Anti-Damping Solar Cam Çin Halk Cumhuriyeti
Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti
19.06.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Yalnızca Süspansiyon Tipi Polivinil Klorür Almanya Federal Cumhuriyeti
Amerika Birleşik Devletleri
03.07.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Plastik Maddelerden Olan Bilyalı Kalemler Çin Halk Cumhuriyeti 13.07.2026
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Paslanmaz Çelikten Borular Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti 14.07.2026

Korunma Önlemleri – Yeni Soruşturmalar

Ürün Menşe
PET Cips Tüm ülkeler
Filmaşin

Yeni Önlemler

Soruşturma Türü Ürün Ülke Önlem (aksi belirtilmediyse CIF%) Tarih
Nihai Gözden Geçirme Soruşturması Alüminyum Folyo Çin Halk Cumhuriyeti 22 24.05.2026
Anti-Damping Soğuk Haddelenmiş Yassı Çelik
Galvaniz Kaplanmış Yassı Çelik
Boyalı Yassı Çelik
Çin Halk Cumhuriyeti 22.37 – 32.40 16.06.2026
Kore Cumhuriyeti 10.48 – 27
Anti-Damping Fotovoltaik Paneller için Alüminyum Çerçeveler Çin Halk Cumhuriyeti 38.26 – 45.99 14.05.2026
Anti-Damping Dişçilikte Kullanılan Diş Freeze/Kazıyıcı Makinesi Çin Halk Cumhuriyeti 8.555 04.07.2026